Anasayfa    |   doc_gazete    |    Documentarist 2008    |    Documentarist 2009


DOCUMENTARIST 2010

Fikirden filme giden uzun yol

DOCUMENTARIST kapsamında 27 Haziran Pazar günü Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlenen ve 5 projenin tartışıldığı Belgesel Proje Geliştirme Atölyesi üzerine ilk elden izlenimler...

Lisya Yafet

 

Bir fikriniz var.  Araştırmak, öğrenmek, paylaşmak istediğiniz… Ama yazmak değil, çizmek değil, konuşmak değil, bir filmle anlatmak istiyorsunuz. Bir belgesel projeniz var. Deneyiminiz var ya da yok, ama bir derdiniz, heyecanınız ve enine boyuna düşünülmüş bir meseleniz var…

Haksızlıklar, mutsuzluklar, mücadelelerin yanı sıra ilginç karakterler, hikayeler ve hayallerin de gırla bulunduğu bu topraklarda belgesel projesi üretmek çok da zor değil. Ama işte dert, tam da bundan sonraki adımı atmak... Proje aşamasındaki bir belgeselin geliştirilmesi, fikirden filme giden süreçte hem maddi hem de manevi destek bulması için gereken oluşumlar ülkemizde henüz mevcut değil. Festivaller bünyesinde ya da bireysel çabalarla çeşitli atölyeler düzenleniyor, ancak kurumsallaşmış bir destek mekanizması ya da paylaşım platformu hala yok.

Bahsettiğimiz “destek” yalnızca bir yapımcı ya da fon bulunması da değil. Finansal çıkmazlar Türkiye’de belgesel üretiminin en büyük sorunlarından. Ancak bir filmin başarılı bir belgesel olmasındaki tek etken, temin ettiği finansal destek değil. Hayatlarını idame ettirmek için halihazırda başka kanallardan para kazanmaya çabalayan belgeselcilerin bir de filmlerini hayata geçirmek için kapı kapı gezmesini küçümsediğimden değil! Bu kanadın rahatlatılması oldukça elzem, çabalar da sürüyor… Ancak bu arayış sırasında sürecin diğer katmanlarını da göz ardı etmemek lazım.

“Belgesel çalışmaları” dünya çapında tomurcuklanırken bu literatürden beslenmek ve mevcut literatüre katkıda bulunmak adına bu topraklarda atılan adımlar oldukça yeni. Bölgede üretilen filmlerin hem biçim hem de içerik olarak gelişmesi; bir yandan belgeseller hakkında yapılan çalışmaların artması, bir yandan da üretimin bu çalışmalardan beslenerek kendini yenilemesi ile yakından ilişkili. Yoğunlukla temsiliyet, gerçeklik, hafıza ve toplumsal değişim üzerinden ilerleyen dünya çapındaki  tartışmalardan, Türkiye’de üretilen ve üretilecek belgesellerin de öğreneceği çok şey var! Gerekli rehberlik ve koçlukla, ortaya atılan son derece etkileyici fikirler, bu tartışmaların süzgecinden geçmiş ve etraflıca düşünülerek kurgulanmış çarpıcı filmlere dönüşebilir.

İşte bu niyetlerle yola çıkarak, hem belgesel sinemaya dair algının genişlemesi, hem de üretim sürecindeki yalnızlığın üstesinden gelinmesi için bir atölyemiz olsa ne güzel olur dedik! Bu bir ilk değil, bunu da biz keşfetmedik elbette.  Ama uzunca bir yolun ilk adımı, kaç zamanlık bir ihtiyacın kaçınılmaz sonucu olarak gördük bunu. DOCUMENTARIST kapsamında 27 Haziran Pazar günü Boğaziçi Üniversitesi’nde bir Belgesel Proje Geliştirme Atölyesi düzenledik. docIstanbul Belgesel Çalışmaları Merkezi ve Mithat Alam Film Merkezi’nin ortak çalışmaları ile düzenlenen atölye için açık bir çağrıda bulunduk, sonra da başvuran az sayıda projenin hepsinin katılacağı şekilde yeni bir program oluşturduk.
Yola ilk çıktığımızda hem içerik geliştirmeyi, hem de yapım olanaklarını tartışmayı hedeflemiştik; ancak bu ikinci kısmın organizasyonu biraz daha zaman ve bağlantı gerektirdiği için alanımızı daralttık ve ilk kısma odaklandık. Atölye, belgesel sinema alanında çalışan önemli isimlerin yanı sıra atölyeye katılan yaklaşık 40 kişinin de aktif katılımıyla gerçekleşti. Tartışmaların eksenini belirleyen isimler arasında; belgeselci ve akademisyen kimliklerinin yanı sıra docIstanbul’un da kurucularından Can Candan ve Berke Baş, yazar, akademisyen ve belgesel sinemacı Uğur Kutay, Mithat Alam Film Merkezi’nden belgeselci Elif Ergezen ve Nil Perçinler yer aldı.

Başvuran 6 projeden, zamanı uygun olan 5 projenin katılımıyla, 11:00-17:00 saatleri arasında oldukça verimli saatler geçirdik. Güne, Özgür Yıldız’ın Birikim dergisi üzerinden Türkiye düşünce tarihinin de izini sürmeyi planlayan “Bir Birikim’in Hikayesi” projesi ile başladık. Bir yanda solun kocaman düşünce tarihi öte yanda kişisel referanslar arasında, bir “dergi belgeseli” yapmanın farklı biçimleri üzerine konuştuk. Burak Sevingen’in “Büyük Valide Han” projesi de, Eminönü’ndeki tarihi bir hanla ilgili, 3 yıl boyunca biriktirilen ham çekimlerden oluşturulacak bir belgesel. Hanın fotoğrafları eşliğinde, bu kez de filmin olası karakterleri, alternatif zamansal ve mekansal kurgularına odaklandık.  Günün üçüncü sunumu “Görünmeyen Emek”, kadın emeği alanında uzun zamandır çalışan Güliz Sağlam ve Feryal Saygılıgil’in yeni projesi. Bir kadının gündelik yaşamı, filmin yaratıcı biçimlerinin izleyiciye sunacağı ironi derken oturum, elektrik süpürgesi ile silah arasındaki benzerlikten tutun da, herkesin kendi evindeki bulaşıklara uzanan hararetli ve zihin açıcı tartışmalara sahne oldu.

Öğleden sonraki oturum, Rodi Yüzbaşı’nın “Paleyi” isimli projesiyle başladı. Bu sene DOCUMENTARIST programında yer alan Miraz isimli filmin yönetmeni, yeni projesinde buğdayın hikayesi üzerinden Şırnak ilinin bir bölgesindeki kültürel yaşama bir pencere açıyor. Filme dair konuşmalar, imece kültürünü anlatan belgeselin yalnızca dayanışma duygusuna değil, bölgedeki sözlü kültürün genel yaşam koşulları ile nasıl şekillendiğine de değinmesi gerektiği etrafında ilerledi. Son proje ise, Özgür Yaşaroğlu’nun “Ölümsüz Mari’nin Kısa Hikayesi” idi. Türkiye tarihindeki ilk kadın heykeltıraşlardan Mari Gerekmezyan’ın hayat hikayesini anlatacak belgeselin, Gerekmezyan’ı Bedri Rahmi Eyüboğlu aşkının gölgesinden çıkarıp sanatıyla hatırlanmasını sağlamak adına nasıl bir araştırma ve kurgu üzerinden ilerleyebileceği tartışıldı.
Kimi çekimlerine başlanmış, kimi yalnızca araştırılmakta, ancak tümü henüz gelişme aşamasında olan projeler, hem proje sahiplerinin aklındaki sorular, hem de moderatör ve katılımcıların yorum ve önerileri ışığında tartışıldı. Umudumuz, yapılan eleştirilerin, havada uçuşan fikirlerin, paylaşılan kaygı, endişe ve heyecanların, yalnızca masaya yatırılan projeler için değil, salonda bulunan tüm katılımcıların da gelecek projeleri için aydınlatıcı olmuş olması.

Belgeselcilerin üretim sürecindeki yalnızlığı, yalnızca iyi bir ekip ve finansal destek ile değil,  süreç boyunca danışılabilecek deneyimli kişilerin varlığı ve bu kişiler ile bir araya gelinip fikir alışverişinde bulunulmasına olanak sağlayan ortamların oluşturulması ile giderilebilir. Üstelik yalnızca belgesel sinema alanında uzman ve deneyimli kişiler değil, ilgilenen diğer kişi ve belgeselcilerin de bir araya gelebilmesi, soru ve cevapların çeşitlenmesi, belirsizlik ve tecrübesizliklerin ise paylaşılarak aşılması için oldukça önemli.

Bu atölye ile başlatılan süreç, bir yandan festival dahilinde örgütlenen kapsamlı atölyeler, bir yandan da yıl içine dağılan ve filmlerin farklı aşamaları için düzenlenecek içerik geliştirme atölyeleri ile devam edecek. Fikir aşamasından itibaren heyecanımızı paylaşan tüm belgesel camiasıyla birlikte, daha nice atölyelere diyelim…

 



ENGLISH TÜRKÇE

 

 

 

 

En son yazılar

Kosova'da bir belgesel karnavalı

Uzun bir serivenin kısa hikâyesi

Saraybosna FF: Bize yakın dertler

“Balkanların anlatacak öyküleri var”

“Ne kadar güçlü olduğumuzu keşfetmemizden korkuyorlar”

“They are scared that we find out how powerful we are”

Belgesel para kazandırmaz”

DOCUMENTARIST büyüdü, festival oldu!

Fikirden filme giden uzun yol

DOCUMENTARIST: Haydi izleyelim!

Filistin'den Arjantin'e kısa bir dünya turu

Yafa, Portakalın Otomatiği: Bir turunçgilin peşinde...

İsrail'deki apartheid rejimine karşı...

Notes from the 29th Festival (İng.)

“Dikenli teller, rüzgârda şarkı söyler”

Envai çeşit belgesel

Teğet geçilmemiş bir belgeselin yapım süreci

Tel örgülerin ardındaki kadınlar

Dünyaya belgeselle bakmak ve görmek

Ankara'dan belgesel manzaraları

Dört duvar arasında, vizyonda!

Süngüyle kesilen ekmekler

Berlin üzerinde ninniler
ya da 'dandini dandini dastana'

'Bal'a giden 'Yol'

Bir 'talent'ın gözüyle Kampüs izlenimleri

Berlinale'nin (süper)market halleri

 

Arşivdeki diğer yazılara ulaşmak için tıklayınız.

NOT: Yukarıdaki yazılarda dile getirilen görüşler yazarlarına aittir, Documentarist'i bağlamaz.

 

Bültenler

Ağustos 2010
Temmuz 2010
Haziran 2010
Mayıs 2010
Nisan 2010
Mart 2010
Şubat 2010
Ocak 2010
Aralık 2009
Kasım 2009
Ekim 2009
Eylül 2009


 

İletişim    |     Biz kimiz?    |    Bağlantılar