Anasayfa    |   doc_gazete    |    Documentarist 2008    |    Documentarist 2009


Berlinale 2010

Berlin üzerinde ninniler ya da
‘dandini dandini dastana’

Berlinale'deki en ilgi çekici belgesellerden biri çocukluğumuzun ninnilerini anlatan “Lullaby”ydi. Hem hayatın hem de sinemanın kendisine dönüşebilen bu tür şiirsel yapıtlar kadar, bolca politika da vardı Berlin'de...

Seray Genç

 

Berlin Film Festivali üzerine yazarken ister istemez Semih Kaplanoğlu'nun Altın Ayı alan filmi Bal'dan söz açmak ihtiyacı duyuyoruz. Bu sene Werner Herzog'un başkanlık yaptığı jürinin Altın Ayısı da, Kiliseler Birliği'nin festival sırasında ancak festivalden bağımsız verdiği Ekümenik Ödülü de Yusuf üçlemesinin sonuncu filmi olan ve Yusuf'un çocukluğunu anlatan Bal'a verildi. Bal bir çocukluk hikayesi; büyüklerin aklında kaldığı kadarıyla ve büyüklerin dünyayı gördüğü biçimiyle… Burada daha çok yönetmenin dünya görüşüne bir gönderme yapıldığını açık etmek gerekir.

Festivalde gösterilen belgesellerde de genel olarak bir iz sürüldüğünde çocukluk ve büyümeye dair, geçmişi deşmeye dair temaların öne çıktığını gördük, diyebiliriz. Belki festival yönetmeni Dieter Kosslick'in sözünü ettiği aile imgesini ve temasını da içeren filmlerdi bunlar ancak sadece anne, baba ve çocuk ilişkisi olarak değil, yuva ve yurt anlamında kullanılan bir tür birliktelik anlamında çıkıyordu karşımıza aile.

Gazze'den çocukların anlatıldığı Filistin'den gelen Aisheen (Still Live in Gaza) filmi, İsrail'in Gazze'ye saldırısından hemen sonra çekilmiş. Yapımı Doha'daki El Cezire Çocuk Kanalı tarafından karşılanan belgeseli, yönetmen Nicolas Wadimof bir TV belgeseli olmaktan öteye götürüyor. Gazze'de savaşın yıkıntıları arasında gezmiyor sadece; sınırlardan, hayvanat bahçesinden, lunaparktan geçiyor ve tüm bunlar çocuklar için de tüm bir ülke için de metaforik anlamlar taşıyor. 

Cunta döneminde gay olmak

Renate Costa ise Cuchillo de palo (108) adlı belgeselinde kendini bulduğu, kendini ifade etmeye başladığı bir noktada geçmişine dönüyor. Paraguay'da geçen çocukluğunda evine gitmesine izin verilmeyen, bir köşede öldüğünü gördüğü ve ölümü sonrasında gardırobunu boş bulduğu amcasının hikayesinin peşine düşüyor. Geleneklerine ve muhafazakar yaşam biçimine oldukça bağlı babasıyla konuşuyor amcasını. Komşularıyla konuşuyor ve amcasının görünen dünyasının dışında kalan gerçek dünyasına ait dostlarıyla. Paraguay'ın tarihiyle de yüzleşen film; askeri diktatörlük sırasında, pek bilinmeyen, gay'lerin maruz kaldığı işkence ve ayrımcı politikaları da 'günyüzüne' çıkarıyor. Cuchillo de Palo'nun bir diğer adı, 108. Paraguay'da 108, sıradan bir rakam değil; askeri diktatörlük tarihini ve gay'leri sembolize ediyor.

LullabyÇocukluk üzerine yapılan filmlerden biri de Lullaby adlı belgesel filmdi. Festivalin resmi bölümlerinden Panorama'da yer alan bu filmde iki yönetmen, Wim Wenders'in Berlin Üzerinde Gökyüzü filmini anıştıran bir biçimde Berlin sokaklarında dolaşıyor ve Berlin'deki hem küçüklerden hem de büyüklerden kendilerine söylenen ninnileri hatırlamalarını istiyordu. Ninnilerin evrensel hikayelerinin yanı sıra evrensel ortak bir anlamı da vardı. Ve bu anlamı Berlin seyircisi de, İstanbul'dan gelen bir gezgin de birlikte paylaşabiliyordu.

Johann Feindt ve Tamara Trampe'nin Lullaby (Wiegenlieder) ya da bizdeki karşılığı ile Ninni filmi Berlin'den insan manzaraları sunuyor. Doğu Almanya'da, Afrika'da, Türkiye'de, Sovyetler Birliği'nde doğup Berlin'de yaşamlarını sürdüren ya da sürdürmek zorunda kalan insanların şiirsel belgeseli; hem söyleşi tekniği, hem görselliği hem de öne çıkardığı tezlerle sinemanın ve de hayatın ta kendisi oluyor. Sinema ya da hayat, bir sorudan yola çıkarak, annelerin çocuklarıyla kurduğu, çocukların anne ve babalarıyla kurdukları ilişkiyi, insan psikolojisini ve Berlin'de yaşayan insanları anlatıyor. Yönetmenler çocuklara, annelere ve babalara bildikleri ninnileri soruyorlar ya da neden bilmediklerini veya neden hatırlayamadıklarını… Çocukluğa ve çocukların nasıl büyüdüklerine dair bir film. 'Dandini dandini dastana' ile büyüyen veya büyüyemeyen tüm küçükler ve büyükler için…

İran'dan film de var, yasak da!

Berlin Film Festivali nam-ı diğer Berlinale, İkinci Dünya Savaşı sonrası yaralarını sarmak için başladığı festivalin bu yıl 60'ıncısını gerçekleştirti. Pek çok badireden geçerek… Soğuk savaşın kullandığı bir araçtan, sanat sinemasının ve “bilinmeyen” ülke sinemalarının destekçisi ve büyük bir “pazaryeri” olmasına dek. Bugünün Berlinale'si filmlerle beraber şehri de kendisinin bir parçası kılıyor. Hem 90'ların başından beri birleşmeye çalışan şehrin yeni merkezinin sinemanın da merkezi olması, hem de sinema salonlarının şehrin dört bir yanına doğu-batı demeden dağılmasıyla da bu böyle.

Belgesel sinemayı da geçmiş tarihinde yer alan sinemacıları da unutmayan festival, Almanya'nın ve Berlin'in kültür sanat hayatına önemli bir etkide bulunurken, ekonomik veya politik mesajlar da iletebiliyor. Nitekim Berlin Film Festivali'nin yaptığı bir açıklamayla Cafer Panahi'nin başına gelenlerden biz de festival sırasında haberdar olduk.
İranlı yönetmen Panahi, Berlinale'nin 60. yılında yapılan etkinliklere ve Cafer Panahiİran sineması üzerine bir panele davetli olmasına rağmen ülkeden çıkmasına izin verilmediği için katılamadı. Panahi geçmiş senelerde Ofsayt filmiyle Gümüş Ayı ödülünü almıştı. Bu yazıyı yazarken de ailesiyle birlikte evinde gözaltında tutulduğu haberini aldık. Berlinale'ye İran'dan gelen bir haberi bir kez daha duyurarak Daire, Ayna, Beyaz Balon ve Ofsayt filmlerinin yönetmeni Cafer Panahi'ye biz de desteklerimizi iletmek isteriz.

İran'dan festivale katılabilenler arasında bir de belgesel film vardı. İran'da son dönem yaşanan baskılar yüzünden bir sinemacının kendini hapsettiği sınırların da hissedildiği bir belgesel. İran'daki son seçimleri anlatan, ismini İran'ın bayrağından alan Nadir Davudi'nin Kırmızı, Yeşil ve Beyaz adlı film Ahmed Şamlu'nun 'özgürlük' şiiriyle başlayıp bitiyordu. Ne yazık ki ülkenin geçtiği döneme dair bu şiirin dışında başka bir ironi içermeyen belgeselde seçim öncesi sokak gösterileri ve sokaklarda rastlanılan insanlarla yapılan kısa röportajlar vardı. Seçim öncesi Musavi'yi ya da Ahmedinejad'ı destekleyenlerin söylemlerinin benzerliği, apolitizmi her ülkede karşılaşılabilecek türdendi. “Ülkenin kaynaklarını kullanamayan beceriksiz politikacılar”, “cengaver lider”… vb. iç siyasette maya tutan pek çok popülist söylem filmde yer alırken, tüm bu görüşler arasında sokakta rastlanılan bir sinemacı dikkat çekiyordu. İktidarı da muhalefeti de değerlendiren konuşmasında “Filmlerinin her dönemde yasaklandığını” söylüyordu. İşte tam da bu filmi izlediğimiz gün Cafer Panahi'nin ülkesinden çıkmasına izin verilmediği haberi geldi. Filmlerinin ardından şimdi de Panahi'nin kendisi yasaklanmıştı.

 

 



ENGLISH TÜRKÇE

 

 

 

 

En son yazılar

Kosova'da bir belgesel karnavalı

Uzun bir serivenin kısa hikâyesi

Saraybosna FF: Bize yakın dertler

“Balkanların anlatacak öyküleri var”

“Ne kadar güçlü olduğumuzu keşfetmemizden korkuyorlar”

“They are scared that we find out how powerful we are”

Belgesel para kazandırmaz”

DOCUMENTARIST büyüdü, festival oldu!

Fikirden filme giden uzun yol

DOCUMENTARIST: Haydi izleyelim!

Filistin'den Arjantin'e kısa bir dünya turu

Yafa, Portakalın Otomatiği: Bir turunçgilin peşinde...

İsrail'deki apartheid rejimine karşı...

Notes from the 29th Festival (İng.)

“Dikenli teller, rüzgârda şarkı söyler”

Envai çeşit belgesel

Teğet geçilmemiş bir belgeselin yapım süreci

Tel örgülerin ardındaki kadınlar

Dünyaya belgeselle bakmak ve görmek

Ankara'dan belgesel manzaraları

Dört duvar arasında, vizyonda!

Süngüyle kesilen ekmekler

Berlin üzerinde ninniler
ya da 'dandini dandini dastana'

'Bal'a giden 'Yol'

Bir 'talent'ın gözüyle Kampüs izlenimleri

Berlinale'nin (süper)market halleri

 

Arşivdeki diğer yazılara ulaşmak için tıklayınız.

NOT: Yukarıdaki yazılarda dile getirilen görüşler yazarlarına aittir, Documentarist'i bağlamaz.

 

Bültenler

Ağustos 2010
Temmuz 2010
Haziran 2010
Mayıs 2010
Nisan 2010
Mart 2010
Şubat 2010
Ocak 2010
Aralık 2009
Kasım 2009
Ekim 2009
Eylül 2009


 

İletişim    |     Biz kimiz?    |    Bağlantılar