Nisan 2010
[29. Uluslararası İstanbul Film Festivali Özel Sayısı]

İstanbul FF için alternatif rehber

29. Uluslararası İstanbul Film Festivali, içinden küçük bir belgesel festivali çıkaracak kadar belgesel film içeriyor bu sene. Çağdaş dünya sinemasının öne çıkan belgesel yapımları kadar, Türkiye'nin yeni kuşak belgeselcilerinin en taze ürünlerinden bir çoğu da ilk kez Festival'de seyirciyle buluşuyor. NTV Belgesel Kuşağı, festival kitapçığında da belirtildiği gibi, "çevre kirliliği, müzik, plastik sanatlar, komplolar, din, sinema, bilim, moda, dans ve siyaset gibi farklı konuları işleyen", ünlü sokak sanatçısı Bansky'nin kendisi hakkında yaptığı filmden Oscar'lık belgesellere, Arif Mardin'den arıların yaşamına pek çok hikayeyi bir araya getiriyor. Yerli filmler cephesinde ise, "Çingenelerden Dersim Katliamına, TMK mağduru çocuklardan Serbest Bölge’de çalışan kadın işçilere, Feyzi Tuna ve Metin Erksan sinemasından Beyoğlu’nun en eskilerinden sahaf Vahan’a uzanan bir çeşitlilikte; yakın geçmişimizi, resmi tarihten öğrenemediklerimizi, yeni nesillerin bihaber olduğu eski güzelliklerimizi konu alan" filmler var.
3-18 Nisan 2010 tarihlerinde gerçekleşen festivalin programını, bir de belgeselci gözüyle inceledik... Sonuç, yan sütundaki yazılarda.

Başkentten belgesel manzaraları

«Bu yıl 21. kez düzenlenen Ankara Uluslararası Film Festivali’nin belgesel sinemaya yaklaşımı gerçekten düşündürücü boyutlardaydı. (...) Herhangi bir para ödülünün bulunmadığı yarışmaya, ön elemeyi geçerek katılan filmlerin yönetmenlerinin davet edilmesine bile gerek duyulmamıştı. Kendi imkanlarıyla gösterime katılan bir yönetmen de bu konudaki isyanını seyircilerin önünde dile getirdi. Bütün bu talihsizlikler sonucunda belgeselcilerin kendi festivallerini düzenlemesinin ne kadar hayati bir tavır olduğunu bir kez daha anlamış oldum.» Özgür Şeyben 

Bir rüyanın gerçekleşmesi

«10 yıl önce New York'ta hapishane otobüsüne ilk kez ziyaretçi olarak bindiğimde, bir gün bu hapishane otobüsü ile ilgili bir belgesel yapacağımı ve bu belgeselin New York hapishanelerinde gösterilecegini söyleseler, “Bu Amerikan rüyasından bile daha uçuk bir rüya” deyip geçerdim herhalde. Aslında ABD'ye 1994 yılında gittiğim ve belgesel sinema ile içli dışlı olmaya başladığım zamanki gizli idealim, yapacağım filmlerin “getto”larda seyredilmesi idi. Ama hapishanelerde gösterilmesini düşleyecek kadar yaratıcı değildim.» Melis Birder 

Bir çeşit sanal sinematek

29 Nisan-9 Mayıs tarihlerinde Toronto'da düzenlenen ve Kuzey Amerika'nın en büyük belgesel film festivali olan HotDocs, Kanada yapımı sayısız belgesele ücretsiz erişim olanağı sağlayan bir "online kütüphane" oluşturdu. Doc Library başlığı altında toplanan filmlere şu adresten ulaşılabilir: http://www.hotdocslibrary.ca

Kısa kısa...

Nick Broomfield'ın iki belgeseline (His Big White Self ve The Leader, His Driver and The Driver's Wife) konu olan Güney Afrikalı ırkçı lider Eugene Terreblanche, 3 Nisan'da çiftliğinde çalışan iki işçi tarafından ölürüldü. (Not: Broomfield'ın 1991 tarihli The Leader, His Driver... adlı filmi yedi bölüm halinde youtube'tan da izlenebiliyor. )

Türkçeye de çevrilen çok satışlı bir kitaptan uyarlanan Freakonomics adlı iddialı belgeselin ilk gösterimi bu ay Tribeca Film Festivali'nde gerçekleşecek. Dünya ekonomisinin nasıl işlediğine değinen film, beş tanınmış belgeselcinin (Taxi to the Dark Side'tan tanıdığımız Alex Gibney, Super Size Me'den Morgan Spurlock, Why We Fight'tan Eugene Jarecki, The King of Kong'dan Seth Gordon ve Jesus Camp'tan Rachel Grady ile Heidi Ewing) çektiği bölümlerden oluşuyor. Film, 30 Nisan'da festivalin kapanış gecesinde gösterilecek.

İsveç devlet televizyonu SVT, 30 Mart'tan başlayarak belgesel filmler için Dox adlı yeni bir kuşak başlattı.

TRT Turizm ve Belgesel kanalı, "Hayatı Belgeleyenler" programı çerçevesinde yayınlanan Ömer Tuncer'in yönettiği Kuruluştan Kurtuluşa adlı belgeseli sansürledi. Film, Nazım Hikmet'in şiirini içeren bölüm dahil yaklaşık 4 dakikalık kısmı kesilerek yayınlandı.

Sekiz aydır kapalı olan Emek Sineması'nın yıkılıp yerine alışveriş merkezi yapılma girişimine karşı, "İstanbul Benim Emek Benim, Yıktırmıyorum" sloganıyla bir kampanya başlatıldı. Bu amaçla 3 Nisan Cumartesi akşamı Emek'in önünde sembolik bir festival açılışı gerçekletirildi ve sokağa perde gerilerek Dziga Vertov'un "Kameralı Adam" filmi gösterildi. Emek Sineması'nı gündemde tutmak amacıyla, aynı eylem 10 Nisan Cumartesi akşamı da tekrar edilecek.